Keyifle İzleyeceğiniz Karışık Film Listesi (16 Film)

Keyifle İzleyeceğiniz Karışık Film Listesi

Yoğun geçen bir günün ardından biraz olsun kafanızı dağıtmak için film izlemeyi düşünebilirsiniz. Siz ne kadar günü yakalamaya çalışsanız da, bazı zamanlar gün size fark atabiliyor. Her şeye yetişemeyebilirsiniz, o yüzden tam da durup bir mola vermek gerekiyor. Biz de bunu düşünerek, bu yazımızda konuları birbirinden farklı, keyifle izlenecek karışık film listesi tavsiyesi vermek istedik. Hepsini izledik ve sevdik. Sizlerin de seveceğini düşünüyoruz.

AYRICA: Mutlaka İzlenmesi Gereken Film Serileri (20 Adet)

Keyifle İzleyeceğiniz Karışık Film Listesi

Keyifle İzleyeceğiniz Karışık Film Tavsiyeleri

Barfi! Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur (Barfi!)

Hint filmlerinin bu kadar başarılı olmasının sırrını, samimiliklerine bağlayabiliriz sanırım. Bugüne değin izlediğim birçok filmde, başarısız ya da anlamsız diyebileceğim, boş yere çekilmiş diye düşündüğüm hiçbir filmleri olmadı.

AYRICA: Dahilerin Hayatını Anlatan Filmler - 5 Film Tavsiyesi

Barfi de bu filmlerin arasına katılan, çok önceden izlediğim ancak yorumlamaya bir türlü fırsat bulamadığım bir filmdir. Özellikle engellilerin hayatlarına ve hislerine güneş gibi yansıyan mütevazılıklarının anlatıldığı hikâyeleri kaçırmamaya dikkat ediyorum. Emin olun sizler de izleyince Barfi'yi çok seveceksiniz. Gelin biraz konusundan bahsedelim...

AYRICA: Aamir Khan'ın Umudumuzu Alevlendiren 5 Filmi - Aamir Khan Film Önerileri

Barfi, küçükken annesini kaybetmiş ve babası tarafından büyütülmüş bir gençtir. Hem sağır hem de dilsizdir ancak buna rağmen oldukça pozitif, neşeli bir mizacı vardır. Başı bir türlü dertlerden kurtulmaz. Günün birinde Shruti isminde bir kadınla karşılaşır ve ona âşık olur. Shruti de ona âşıktır ancak kızın ailesi onu Barfi ile evlendirmek istemez. Shruti ile Barfi'nin yolları böylelikle ayrılır ve daha sonra yeniden kesiştiğinde ise Shruti, Barfi'yi otizmli Jhilmil ile görür. Barfi kalbine eş birini bulmuştur.

AYRICA: İzlemeniz Gerektiğini Düşündüğümüz Tom Hanks Film Önerileri

Filmin başından itibaren sizi mutlu bir tebessüm etmeye yönlendirecek, bazen hüzünlendirip bazen ise ağlatacak bir hikâye Barfi'nin hikâyesi. Charlie Chaplin'in o sessizliği müzikle perdelediği gibi, Barfi'nin akan müzik eşliğindeki hayatını izlerken etkilenmeden hatta kahkahalarla gülmeden edemeyeceksiniz.

AYRICA: Keyifle İzleyeceğiniz Kış Temalı Filmler

Paris'te Son Tango (Last Tango in Paris)

Marlon Brando'nun başrolünü paylaştığı, romantik film Paris'te Son Tango, aşkın derin duygularına kapılmanız için harika bir seçim diyebiliriz.

AYRICA: En Sevilen Hayao Miyazaki Filmleri - Anime Film Önerileri

Yayınlandığı dönem de oldukça ağır eleştiriler almış olsa da, yine de adını duyurmuş başarılı bir çalışma. Döneminin erotik ağırlıklı filmlerinden olan Paris'te Son Tango'da, Jeanne adında, evlilik hazırlığı yapan bir kadının, bir gün ev ararken karşılaştığı, kendinden yaşça büyük olan Paul ile olan ilişkisi anlatılır.

AYRICA: Gerçek Yaşamdan Uyarlanan Köpek Filmleri - En İyi Köpek Filmleri

Paul, Jeanne'yi çok etkiler ve ikisi arasında karşılıklı bir çekim başlar. Jeanne evlilik arifesinde olmasına rağmen, Paul'un çekim gücüne karşı koyamaz ve böylelikle aralarında bir ilişki kurarlar. Çok geçmeden farklı karakterlerin çatışması onları içinden çıkılmaz bir sürece sokacaktır.

AYRICA: Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi Bruce Lee Filmleri

Büyük Balık (Big Fish)

Daniel Wallace'in, Büyük Balık kitabından uyarlanan, Big Fish, fantastik ve drama türünde, izlenmesi gereken bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Tim Burton'un yine masalsı şölenini konuşturduğu harika bir film olmuş.

AYRICA: Köpek Balığı Temalı Filmler - 20 Film Tavsiyesi

William, renkli bir kişiliğe sahip olan babasının amansız bir hastalığa yakalandığını öğrenince, evine geri döner. Ölüm döşeğindeki babası, belki de bir ömüre sığdırılamayacak öykülerle doludur ve onları oğluna anlatmak ister.

William ise şaşkınlıkla karışık bir kızgınlıkla, babasının gençliğinden beri yaşadığı bu olağanüstü hikâyeleri anlamaya çalışır. Bir baba-oğul ilişkisine masalsı bir yaklaşımla bakacağımız bu film, bence kesinlikle izlenmeyi hak ediyor.

Ölümcül Sular (Crawl)

Başrollerini, Kaya Scodelario, Barry Pepper, Morfydd Clark 'ın paylaştığı Ölümcül Sular, gerilim severlerin kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm bir film.

Florida eyaletinde, 5. derecede bir kasırganın geldiği ilan edilir ve herkesten evini terk etmesi istenir. Haley ise bir şampiyon yüzücüsüdür. Bir gün kardeşinden bir telefon alır ve Florida'da şiddetli bir kasırganın ilan edildiğini, babasına ulaşamadığını söyler. Haley babasını bulmak için eve gider.

Ancak babasını değil de köpeğini bulunca, bir şeyler olduğunu anlar. Babasının nereye gitmiş olabileceğini araştırırken, bulduğu şey karşısında dehşete düşer. Çok geçmeden, dev timsahların arasında kalan baba-kız, yaşam için dişli bir mücadele verecektir.

Tetikçinin Gecesi (Collateral)

Başrolünde, Tom Cruise, James Foxx, Jada Pinkett Smith gibi muhteşem oyuncuların yer aldığı Tetikçinin Gecesi, aksiyon ve gerilim severler için önerebileceğim bir film.

Gözden kaçırmış iseniz, bu yazıyı, filmi izlemeniz için bir fırsat olarak görebilirsiniz. Film, Los Angeles şehrinin şaşalı, aldatıcı dünyasında, bir taksi şoförlüğü yapan Max'in (Jamie Foxx), sıradan yaşamının bir gece aniden sona ermesiyle başlıyor.

Uyuşturucu mafyasına karşı açılacak olan bir davada, tanıkları öldürmek için tutulan kiralık katil Vincent (Tom Cruise), Max'i özel şoförü olması için rehin alır. Max bu gerilimin ortasında kalmıştır. FBI'ın başlattığı kovalamaca, Max'i koca şehirde kaçmak zorunda bırakır. Aksiyonun hiç bitmediği, harika bir gerilim senaryosu izleyeceğinizden emin olabilirsiniz.

Arka Pencere (Rear Window)

1954 yapımı, Grace Kelly ve James Stewart'ı izleme şansı sunan bu harika filmi izlemenizi istiyorum. Teknik olarak iyi bir çekime sahip, konu olarak da kendisini izleten Arka Pencere, Alfred Hitchcock'un en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor.

Fotoğrafçılık yapan L.B. Jeffries bir gün bir iş kazası geçirir ve ayağını kırar. Bir süre işini yapamayacak, evinde oturup istirahat etmek zorunda kalacaktır. Bu süreçte can sıkıntısını gidermek için etrafı gözlemlemeye başlar. Bunun için de en ilginç işin, komşularını izlemek olduğunu keşfeder ve sürekli onları izler.

Ancak bir süre sonra, komşusunun karısını öldürdüğünden şüphelenir. Olayı araştırmak için yardım istemeye karar verir. Birden can sıkıntısını unutmuş gibidir. Rear Window, kesinlikle izlenmesi gereken yapıtlardan birisi.

Sakın Yanıtlama (Do Not Reply)

Alacakaranlık (Twilight) serisinden tanıdığımız Jackson Rathbone'un başrolde oynadığı, Sakın Yanıtlama (Do Not Reply), gerilim türündeki filmlerden hoşlananlar için tavsiye edebileceğim bir film.

Chelsea, içine kapanık asosyal bir kızdır. Hiç kalıcı arkadaş edinememiş ve kendisini de kimseye açamamıştır. Bu durumdan kurtulmak isterken internet üzerinde Brad isimli birisiyle tanışır. Chelsea, sosyalleştiğini, kendini ifade edebileceği birisini bulduğunu düşünerek mutlu olur. Brad'le uzun bir süre konuştuktan sonra birbirlerini görmek isteyerek bir araya gelme kararı alırlar.

Cadılar Bayramı partisi ilk buluşmaları için kararlaştırdıkları bir gün olur. Chelsea, Brad'i göreceği için çok heyecanlanmıştır ancak bu heyecanı Brad'le buluşup, sabah gözlerini korkunç bir yerde açtığında mutlak bir korkuya dönüşür.

Brad aslında, tanıştığı bütün kızları kendi evine hapseden ve onları öldürmeyi planlayan bir psikopattır. Chelsea etrafındaki kadınların, Brad'e koşulsuz bir şekilde itaat ettiğini görür ve oradan kaçmanın yollarını aramaya başlar. Peki, başarabilecek midir?

Film vermek istediği mesajla kendini öne çekmeyi başarıyor. İnternet üzerindeki dünyaya çok kolay atılan ve güven duygularını kolaylıkla harcayan birçok genç kız, kendini istemediği bir durumda bulabiliyor. Bu yüzden de oldukça dikkatli olmak gerekiyor. Bu açıdan izlenebilecek bir gerilim filmi olduğunu düşünüyorum.

Kara Nisan (Sometimes in April)

"100 Gün içerisinde, neredeyse 800.000 kişi hayatını kaybetti."

Ruanda Soykırım'ının insanı derinden sarsan detaylarını anlatan Sometimes in April'de, radyoda çalışan Honore ve Ruanda ordusunda görev yapan Augustin adlı iki kardeşin soykırım zamanında yaşadıkları anlatılır. Geçmişten günümüze uzanan bu acı dolu hikâyeyi Raoul Peck kaleme almış ve aynı zamanda da yönetmiş.

Hutular ve Tutsiler arasında geçen çatışmada, hutular, tutsileri acımasızca öldürmektedir. Yalnızca tutsi olması bile yeterli bir ölüm sebebidir. Orduda görev yapan Augustin ise bir hutudur ancak canından çok sevdiği eşi ise bir tutsidir. Augustin eşini ve çocuklarını korumak için elinden geleni yapar ancak bu hiç de kolay olmaz. Kardeşi bölgesel bir radyo spikeridir ve ondan yardım etmesini ister. Honore korkmasına rağmen yengesi ve çocuklarını güvenli bir şekilde bölgeden uzaklaştırmayı kabul eder fakat bunu başaramaz.

100 gün süren katliamda, neredeyse 800.000 kişi hayatını kaybeder. Eşini ve çocuklarını kaybeden Augustin, yıllar sonra bile o günü acıyla hatırlayacaktır. Başrollerini İdris Elba, Oris Erhuero, Carole Karemera'nın paylaştığı Sometimes in April, Ruanda Soykırım'ının acı gerçeğini gözler önüne sermekle kalmaz, insanı derin bir hüzne boğar.

Bright

Başrollerini, Will Smith, Joel Edgerton, Noomi Rapace'in paylaştığı Bright, farklı dünyalara ait canlıların bir arada yaşadığı bir hikâyeyi anlatıyor bizlere.

Los Angeles Polis Departmanı'nda görev yapan polis memuru Darly Ward (Will Smith), Ork ırkının ilk polis memuru olan Nick Jakoby (Joel Edgerton) ile birlikte çalışmaya mecbur kalır. Nick Jakoby, ırkının yol açtığı sorunlar yüzünden dışlanır, Darly Ward bile bu yeni polis memuru arkadaşından pek hoşlanmamaktadır.

Bir gece şehir devriyesi gezerlerken, karşılarına genç bir elf çıkar. Elf sihirli bir değnek taşımaktadır ve bu değneğin peşinde birçok kişi vardır. Büyük bir çatışmanın arasında kalan Darly ve Nick, hem elfi hem de sihirli değneği korumak için kendi canları pahasına savaşacaktır.

Yüzüklerin Efendisi serisinden tanıdığımız Ork'ların, farklı bir yanını görmek, onlara kendi yaşamında tanıklık etmek de keyifliydi. Özellikle, Netflix'in, Türkiye için yayınladığı fragman oldukça dikkat çekici. Mahallede çay içen, kokoreç yiyen, berberlik yapan, kahvede tavla oynayan orklar, 'Orklar Aramızda' sloganını taşıyan eğlenceli bir fragmanla Türklerle buluşturuldu. Bu ayrıcalık için teşekkür ediyoruz.

Will Smith ve Joel Edgerton'un ise, iyi bir ikili olduklarını söylemeden edemem. David Ayer'in yönettiği, Max Landis'in kaleme aldığı Bright'ı izlemeden geçmeyin. Aksiyon ve bilim kurgu severlerin mutlaka bakması gereken bir yapıt.

Yarının Sınırında (Edge Of Tomorrow)

Başrollerini Tom Cruise, Emily Blunt ve Charlotte Riley 'nin paylaştığı Edge of Tomorrow, bilim kurgu ve aksiyon severlerin kaçırmaması gereken bir film. Yönetmen koltuğunda Doug Liman'ın oturduğu filmin konusu ise oldukça ilginç.

Dünya, Mimics adlı uzaylı bir birliğin hedefindedir. Birçok büyük şehir yok edilmiş, milyonlarca insan ölmüştür. Ordudaki hiçbir silah, bu uzaylı birlikle savaşmak için yeterli değildir. Gelişmiş güçleri ve telepati yoluyla birbirleriyle iletişim kuran bu birliğe karşı, bütün ordular birleşmek zorundadır ve asla ikinci bir şansları yoktur.

Diğer yandan hayatında hiç bu tür savaşlara katılmamış, tecrübesiz bir subay olan Bill Cage'e (Tom Cruise) bir görev verilir. Bill bu görevin altından kalkamayacak kadar vasıfsızdır ve savaş alanına indiği anda ölür. Ancak bu bir son değil, sürekli tekrarlamakta olan zaman döngüsünün başlangıcıdır. Bill, Alfa adı verilen bir yaratığın ölümüne sebep olur ve bu durum, Alfa'nın, 'zamanı kontrol eden' gücünün kendisine geçmesine neden olur.

Böylelikle Bill Cage, kısır bir döngü içinde sürekli aynı şeyleri yaşayarak sonunda ölür, sonra tekrar dirilir, sonra aynı şeyleri yaşayarak tekrar ölür. Ancak her ölüm ve dirilişte, nasıl savaşacağını, uzaylı birliği nasıl yok edeceğini öğrenecek ve onları yok edecek gücü keşfedecektir.

Tom Cruise ve Emily Blunt'un birlikte harika bir iş çıkardığını söylemek gerekiyor. İzlemenizi tavsiye ederim.

Chappie

Ülkenin güvenliğini sağlayan robot polisler... Kulağa nasıl geliyor? İlgi çekici değil mi... Yoksa biraz ürpertici mi? Daha da ilginci, düşünebilen ve hissedebilen bir robot? Nasıl? Vay canına.

Mutluluğun resmini çizebilen bir robot: Chappie!

Bir yapay zekâ tasarımcısı, program yazılımcısı olan Deon (Dev Patel), ülkenin güvenliğini sağlaması için robot polisler geliştirmiş, oldukça da başarılı olmuştur. Fakat Deon, onları daha da geliştirmek adına, belirli komutlar dışında hiçbir şeye uyum sağlayamayan bu robotlara yeni bir program yazar. Programa göre robotlar bir insan gibi düşünebiliyor, konuşabiliyor, hissedebiliyordur.

Çalıştığı yazılım şirketinden yeni programı denemek için izin çıkmayınca, Deon, hasarlı bir robotu, programı denemek için kaçırır. Ancak, tam o sırada bir soyguncu çetesi tarafından kaçırılır.

Soyguncu çetesi, robotu yeniden programlaması için Deon’u tehdit eder. Böylelikle, robot, onlara soygunda yardım edebilecektir. Deon, hasarlı robotu, yazdığı yeni programla birleştirdiğinde ortaya yapay zekânın en gelişmiş robotu çıkar. Chappie isimli bu robot, gerçek dünyanın, bir insan gibi hissetmenin ve aynı zamanda bir robot olmanın arasında; yaşam mücadelesi verecek, insanların zayıf ve güçlü taraflarını bizzat yaşayarak görecektir.

Chappie, Will Smith’in I Robot filminden sonra beğenerek izlediğim bir robot filmi oldu diyebilirim. Biraz komik, biraz duygusal ve çok da anlamlı bir film olan Chappie, hala izlememiş olanlar için kaçırılmaması gereken bir bilim kurgu filmi.

Milyoner (Slumdog Millionaire)

Yönetmen koltuğunda Danny Boyle, Loveleen Tandan'ın oturduğu Slumdog Millionaire, küçük yaştan beri hayata tutunmaya çalışan, hayat onu nereye sürüklerse kendi bildiğince var olmanın savaşını veren Jamal Malik'in hikayesini anlatıyor.

Dev Patel ve Freida Pinto'nun başrollerini paylaştığı bu film kesinlikle izlenmeye değer. Jamal Malik, Hindistan'ın fakir, varoş mahalleleri olarak adlandırılan kısmında ailesiyle birlikte yaşamaktadır. Hayat onu ağabeyiyle birlikte hiç bilmedikleri, daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar ciddi ve tehlikeli bir yolculuğa sürükler.

Aradan geçen onca zamandan sonra Jamal Malik, ünlü Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında kendini bulur ve kendisine sorulan her soruyu, acı ve keşmekeşle dolu hayatının perdelerinden hatırladıklarıyla cevaplar.

Fakat bütün soruları bilmesi, şansının yaver gitmesi, program yapımcısının, hile yaptığını düşünmesine neden olur ve kendini birden polislerle dolu bir sorgu odasında bulur. Soruları nasıl bildiğini tek tek anlatırken acı dolu geçmişi yeniden gün yüzüne çıkacak, yarım kalmış hesaplaşmalar son bulacak, Jamal Malik'in aslında nasıl bir savaşçı olduğunun anlaşılmasına neden olacaktır.

Bir yaşam mücadelesinin, saf, unutulmayan bir aşkın, kardeşliğin öyküsünü izleyeceğimiz bu film, aynı zamanda kaderin var oluşunun bir kanıtı adeta.

Jamal Malik is one question away from winning 20 million rupees. How did he do it?

A: He cheated.

B: He is lucky.

C: He is a genius.

D: İt is destiny.

Ajanlar İş Başında! (Spies In Disguise)

Yönetmen koltuğunu, Nick Bruno ve Troy Quane'nin paylaştığı Ajanlar İş Başında'nın başrol oyuncuları ise Will Smith, Tom Holland, Rashida Jones'dan oluşuyor.

Animasyon ve aksiyon severlerin kaçırmaması gereken bir film.

Oldukça yetenekli, havalı bir ajan olan Lance Sterling, dünyayı kurtarmak gibi şeylerin onun için sıradan bir iş olduğunu düşünür, bu konuda oldukça yeteneklidir ve şimdiye kadar halledemediği hiçbir görev yoktur.

Genç, yenilikçi bilimsel yaklaşımıyla bir dahi olan Walter ise aşırı asosyal birisidir. İçten içe Lance Sterling'e hayrandır ve ilginç buluşlarını herkesin kabul etmesi için ilk önce onu ikna etmek için uğraşır.

Fakat ikisinin de beklemediği bir düşman onları bir araya getirir. Ajan Sterling kimseyi hafife almaması gerektiğini öğrenecek, Walter ise dâhice buluşlarını gösterme fırsatını bulacaktır. Bu iki insan artık bir takım olarak hareket etmek zorundadır.

Sonuç ise mükemmel olacaktır. İzlemelisiniz diyorum.

Paris'te Bir Gece Yarısı (Midnight İn Paris)

Woody Allen'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, başrollerini ise Owen Wilson, Rachel McAdams, Michael Sheen gibi başarılı oyuncuların paylaştığı, Midnight in Paris, bir edebiyat tutkunu, kendini keşfetmeye çalışan bir adamın hikâyesini konu alıyor.

Gil ve İnez çiftinin Paris'e küçük bir tatil için gelmeleri ile hikâye başlıyor. Gil, Paris'in sokaklarında gece yarısı dolaşırken tarihin en önemli zamanlarında yaşamış, bugüne muhteşem eserler çıkarmış büyük yazarlarla sohbet etme şansını buluyor. Yaşadığı inanılmaz maceralar hiç olmadığı kadar onu canlı kılıyor.

Zamanda yaptığı bu büyülü yolculuk Gil'e yaşamı, kendini ve aşkı sorgulatıyor. İnsanın içini ısıtan, bir gece yarısı izlenebilecek bir film.

Babamın Penguenleri (Mr. Popper's Penguins)

Jim Carrey'in oyunculuğunu çok seviyorum. Babamın Penguenleri adlı filmde yine muhteşem oyunculuğunu konuşturmuş. Babamın Penguenleri tam bir aile filmi. Eşinden boşanmış kendi halinde yaşayan ve tam bir işkolik olan Tom, babasından hiç beklemediği şekilde miras kalan altı penguenle birlikte yaşamaya başlar.

Penguenler sevimli bir şekilde Tom'un ve çocuklarının hayatının vazgeçilmez bir parçası olur. Birlikte eğlenceli maceralar yaşarlar.

Kahkahalar atarak izleyeceğiniz bir film. İnsanı güldürdüğü için de mükemmel bir tercih. Ailecek de izlenebilecek bir film olduğu için bir akşam oturup ailenizle birlikte izlemelisiniz.

Film bittiğinde acilen evcil bir penguen beslemek istiyorsunuz, en azından ben öyle hissettim. Yabancı film ve dizilerin her zaman altyazılı olarak izlenmesini tavsiye ederim ama bu filmin Türkçe dublaj seçeneğini de değerlendirebilirsiniz.

Cinayetin İtirafı Ben Bir Katilim (Confession of Murder)

İşlenen cinayetlerdeki dosya zamanaşımı süresinin dolmasının ardından seri katil olduğunu iddia eden Lee Doo-Suk, Cinayetin İtirafı (Ben Bir Katilim) adında bir kitap çıkarır ve bütün ülkenin gündemi haline gelir.

Kitapta Lee Doo-Suk, işlediği kadın cinayetlerini ayrıntısına kadar anlatıyor ve aynı zamanda ülkeden de bağışlanma diliyordur.

Aynı zamanda olayda öldürülen bir kadının eşi olan dedektif, on beş yıl önce elinden kaçırdığı katili yakalamak için çabalıyordur ve Lee Doo-Suk'un gerçek katil olmadığını söyleyerek herkesin aklını karıştırıyordur. Medya önünde karşı karşıya gelen Lee Doo-Suk ve dedektif Choi Hyung-Goo, herkesin gözü önünde birbirlerine meydan okurlar.

Filmi izledikçe senaristin olayı nasıl kurguladığını, anlam oyunları yaptığını ve izleyiciyi merak dolu bir ifadeyle ekrana kilitlemeyi çok iyi başardığını görebiliyorsunuz. Olması gereken kişi, beklenen kişi değil. Beklenen kişi, olması gereken kişi değil. Ve katil bunların hiçbirisi değil. Film en iyi senaryo ödülüne sahip.


Bu yazımızda, keyifle izlenecek karışık film tavsiye listesi hazırlamak istedik. Dramdan komediye, animasyondan aksiyona, romantikten bilim kurguya birbirinden ilginç konuları ve hikâyeleri ile izlerken kendinizi kaptıracağınızdan emin olduğumuz bir film listesi olduğunu düşünüyoruz. Sizlerin de eklemek istediğiniz öneriler var ise, yorum alanından bizlere yazabilirsiniz. Keyifli seyirler diliyoruz.

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu