John Verdon - Dave Gurney Serisi Sıralaması ve Kitap Yorumu

John Verdon - Dave Gurney Serisi Sıralaması

Bugün, ilk kitabı Aklından Bir Sayı Tut ile büyük ses getiren yazar John Verdon'ın kitaplarını konu alıyoruz. Bu yazımda polisiye severler için John Verdon serisi sıralaması ile John Verdon kitap yorumları içeriğini kaleme alacağım. Okumanızı tavsiye ediyorum. O zaman yazımıza geçelim...

AYRICA: Sosyal Medyada Paylaşılacak Sözler (Kitaplardan Alıntılar)

İçindekiler

  1. John Verdon Serisi Sıralaması ve Kitap Yorumları
  2. John Verdon Dave Gurney Seri Sıralaması
  3. Aklından Bir Sayı Tut Kitap Yorumu
  4. Aklından Bir Sayı Tut Kitabından Alıntılar
  5. Gözlerini Sımsıkı Kapat Kitap Yorumu
  6. Gözlerini Sımsıkı Kapat Kitabından Alıntılar
  7. Şeytanı Uyandırma Kitap Yorumu
  8. Şeytanı Uyandırma Kitabından Alıntılar
  9. Peter Pan Ölmeli Kitap Yorumu
  10. Peter Pan Ölmeli Kitabından Alıntılar
  11. Kurt Gölü Kitap Yorumu
  12. Kurt Gölü Kitabından Alıntılar
  13. Fırtınada Yanacaksın Kitap Yorumu
  14. Fırtınada Yanacaksın Kitabından Alıntılar
  15. Tepenin Laneti Kitap Yorumu
  16. Tepenin Laneti Kitabından Alıntılar

AYRICA: Merakla Okuyacağınız Gerilimi Yüksek Polisiye Roman Önerileri

John Verdon Serisi Sıralaması ve Kitap Yorumları

John Verdon - Dave Gurney Serisi Kitap Yorumları

John Verdon'a ilk olarak lise yıllarında rastladım. İlk kitabı Aklından Bir Sayı Tut, o zamanlar çok popüler bir kitaptı ve herkes tarafından konuşuluyordu. Ancak nedense kitapları sevmeme ve çok okumama rağmen Aklından Bir Sayı Tut'a hiçbir zaman ilgi göstermedim. Yıllar sonra bir site reklamında kitabın kapağını gördüğümde merak ederek konusunu okudum ve kitabı okumaya başladım.

AYRICA: Çok Okunan Psikoloji Kitap Tavsiyeleri (10 Adet)

John Verdon'a böylece bağlanmış oldum diyebilirim. Adamın keskin zekâsı, ilk kitabı olmasına rağmen kusursuz bir anlatımla konuyu işlemiş olması mükemmeldi, eksikliklerin o kadar da göze batmadığı harika bir kitaptı Aklından Bir Sayı Tut.

AYRICA: Sarah MacLean - The Bareknuckle Bastards Serisi

Polisiyelere karşı olan önyargımı bu kitapla kırdım diyebilirim. Polisiye romanlar pek tercih ettiğim bir kitap değildi ancak yazarın Dave Gurney serisini okuduktan sonra, polisiye alanında esaslı bir tur attım diyebilirim. Bu yazımda sizler için de, sıkı polisiye severlere John Verdon - Dave Gurney serisini yorumluyor olacağım. Kitaplarla ilgili önyargılarınız var ise, yorumlarımı okuduktan sonra fikirlerinizin değişmesini umuyorum.

AYRICA: Fantastik Roman Hush Hush Serisi - Becca Fitzpatrick

Seriyi gerçekten ama gerçekten çok beğendiğimi hatırlıyorum. Kitapların sonuna bakarak kitap alan birisi için bile harika bir sonu vardı.

Kitaplar öyle heyecanlı ilerliyordu ki, bir süre sonra dayanamayarak bahsedilen katillerin kim olduğunu araştırmaya başladım. Ve katillerin kim olduğunu öğrenince okumaya gönül rahatlığıyla devam ettim. Kabul ediyorum, biraz sabırsız bir insanım. Gerilime fazla dayanamayan bir kişiliğe sahibim. Hazırlıklı olmanın her zaman daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum.

AYRICA: Simon Kernick Kitapları, Okuma Sırası ve Konusu (Polisiye Roman Tavsiyesi)

John Verdon'un kitaplarını okurken zihninizin hızla çalıştığını hissediyorsunuz. Öyle büyüleyici bir şey ki inanamıyorsunuz. Kitabı elinizden bıraktığınız andan itibaren kafanızda dönmeye devam eden senaryolar, olasılıklar, düşünceler ve olması gereken ya da olmaması gereken bulguları ayrıntısıyla irdeliyorsunuz. Beyninize "onu düşünme" komutu vermenize rağmen beyniniz düşünmeye, işlemeye devam ediyor.

AYRICA: Lisa Kleypas - Wallflowers Serisi Kitap Yorumları - Seri Sıralaması

John Verdon, 1 Ocak 1942’de doğmuş Amerikalı bir yazar. Emekliye ayrıldıktan sonra, kitaplarına ilham kaynağı olan eşi Naomi ile birlikte, Catskill Dağları’na taşınmış olan yazar, ilk kitabı Aklından Bir Sayı Tut’u yazdıktan sonra, aldığı olumlu yorumlar neticesinde ikinci kitabı Gözlerini Sımsıkı Kapat’ı yazdı. Kitaplarında zeki ve olayları ayrıntıları ile değerlendiren Dave Gurney isimli dedektifin yaşadığı olayları anlatırken, birbirinden ilginç cinayet dosyaları ile de, biz polisiye okurlarını heyecanlandırmayı başardı. {alertInfo}

Okuduğunuza kesinlikle pişman olmayacağınız bir seri! Bu yüzden hadi gelin ilk kitaptan başlayarak yorumlamaya başlayalım.

John Verdon Dave Gurney Seri Sıralaması

  1. Aklından Bir Sayı Tut
  2. Gözlerini Sımsıkı Kapat
  3. Şeytanı Uyandırma
  4. Peter Pan Ölmeli
  5. Kurt Gölü
  6. Fırtınada Yanacaksın
  7. Tepenin Laneti

Aklından Bir Sayı Tut Kitap Yorumu

Kitap Dave Gurney adındaki emekli bir NYPD (New York Polis Departmanı) polisinin gözünden anlatılanlarla başlıyor.

Okudukça Dave'in nasıl bir zihin yapısı olduğunu, yaşantısı ve karısı ile arasında olan ilişkilerden onun aslında bir analizci olduğunu kolaylıkla çıkarabiliyorsunuz. Analizci ne demek?

Dave uzun yıllar boyunca cinayet masasında dedektiflik yapmış bir polis ve o yıllar boyunca birçok ilginç vakalarla uğraşmış. Bu onun zihninde çok büyük bir gelişme yaratmış ve her şeye şüpheci ve mantıksal bir çerçevede yaklaşmasına neden olmuş. O kadar mantıklı ki kendini zihninden bertaraf edemiyor ve karısı gibi hayat dolu, doğasever bir yanı yok. Emekli olmasına rağmen taşındıkları ormanlık alanın içindeki evde aslında çok da mutlu değil. Çünkü hayatın içi gizemlerle dolu ve o kendini bir çeşit boşlukta hissediyor.

Bir şeyleri çözme, analiz etme ve sonuca kavuşturma çabası olmadan hayatı boş bir şekilde geçiyormuş hissi taşıyor. İşte bu yüzden eski bir okul arkadaşı ona ulaşmak istediğinde bunu hiç yapmak istemese de onunla görüşmeyi kabul ediyor ve evine davet ediyor.

Arkadaşı Mark elinde dosyalarla onun evine geliyor ve başında çok büyük bir belanın olduğunu, hayatından endişe ettiğini, eski arkadaşlıkları hatırına ona yardım etmesi gerektiğini söylüyor. Tehdit olduğunu düşündüğü mektuplar aldığını, başta bunu umursamadığını ama sonrasında korkmaya başladığını kabul etmek istemese de dile getiriyor.

Dave ona gelen mektupları görmek istiyor ve Mark gösteriyor. Gönderilen iki farklı mektubun ilkinde, Mark'a 1 ila 1000 arasında aklından bir sayı tutması söyleniyor. Ve şöyle de küçük bir not ekleniyor: "Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin. Küçük zarfı aç." Adam, Dave'e aklından rastgele 658 sayısını tuttuğunu ve tıpkı mektupta yazılan gibi küçük zarfı açtığını söylüyor.

Şaşırtıcı olan, adamın aklından rastgele tuttuğu sayının aynısının mektupta yazıyor olması...

Dave bunun bir olasılık hesabı olduğunu düşünüyor ve arkadaşının endişesi karşısında ona yardım edeceğini söylüyor. Böylelikle sıkıcı olarak adlandırmak istemediği ama aslında öyle hissettiği hayatına yeni bir heyecan gelmiş oluyor. Mektuplar gelmeye devam ediyor ve Mark her geçen gün daha da fazla korkuyor.

Dave bu işin içine karıştıkça kafasına yatmayan soruların peşine düşüyor ve bir süre sonra aynı mektupların başka kurbanlara da gittiğini çözüyor.

Olay ise hiç beklenmedik bir şekilde sonlanıyor.

Aklından Bir Sayı Tut, mükemmel bir kurgu ile işlenmiş bir romandı ve yazar beni kendisine bağlamayı başardı. Merakla diğer kitabı olan Gözlerini Sımsıkı Kapat'a başladığımı hatırlıyorum ve kesinlikle o da mükemmel bir kitaptı.

John Verdon akıl oyunları yapmayı, mantıksal açıklamalara sayfalarca yer vermeyi, okuyucuyu büyülemeyi ve insanı daha fazlası için istekli bir halde bırakmayı çok iyi biliyor. Seveceğinizi biliyorum.

Aklından Bir Sayı Tut Kitabından Alıntılar

  • Tanrıyı duyabilseydim, bana ne söylerdi?
  • Akıl ikilemler ve çelişkiler yığınıdır. Başkalarının güvenini kazanmak için yalan söyleriz. Gerçek kişiliğimizi birileriyle yakınlaşmak için gizleriz. Mutluluğu yakalamak için, mutluluğu kaçıran tercihler yaparız. Haksız olduğumuz zamanlarda haklı olduğumuzu göstermek için olağanüstü çaba gösteririz.
  • Hayatlarımızdaki en büyük acı, kabul etmediğimiz hatalarımızdan gelendir.
  • Açmış bir çiçeğin dünyanın en şifa verici şeyi olduğuna inanıyorum.
  • İnsan ne kadar görmezden gelirse gelsin, ölüm kendini fark ettirmenin bir yolunu buluyor. Hislerinin arasına, bodrum dairesine sızan su gibi sızıyor.
  • İnsanların iç dünyaları çatışmalarla doludur. Bu bizim ilişkilerimizi şekillendirir, kızgınlıklar yaratır ve hayatlarımızı mahveder.
  • Hayatta, ölüm ve şüpheden başka kesin olan bir şey yoktur.
  • Hayatın amacı diğer insanlara elimizden geldiği kadar yaklaşmaktır.
  • Aldıklarını geri vereceksin. Vermiş olduklarını aldığın zaman.
  • Sana hayal gücünden yoksun bir aklın, nohut kadar küçük olduğunu söyleyen olmadı mı?
  • İlerleme kaydedebilmek için, açık fikirli olmamız gerekiyor.
  • Bir kişinin tüm hayatında yaptıklarının, bu kadar kısa bir cümleyle özetlenebilmesi ne kadar üzücüydü.
  • Bir şey olduysa, belli bir yolla olmuş demektir.
  • Seçimler bazen öngöremediğimiz sonuçlara neden olur.
  • Her şey göreceliydi. Sıradan bir insanı yere serebilecek engellerin arasında bir dahi dans edebilirdi.
  • Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan daha fazlaydı.

Gözlerini Sımsıkı Kapat Kitap Yorumu

Aklından Bir Sayı Tut'u okumayı bitirdikten sonra daha fazlasını okumaya açlık çektiğimi hatırlıyorum. Evet, kelimenin tam anlamıyla 'açlık'tan bahsediyorum. Çünkü John Verdon kitabını bitirdiğimde yüzümdeki 'vay canına' gülümsemesine neden olmuştu ve bu adamın daha fazla kitabını okumalıyım diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Gözlerini Sımsıkı Kapat, ilk kitabı bitirdikten sonra merakla başladığım bir kitap oldu çünkü ismi bile ilginçti. Kitabı okumaya başladıkça da gerçekten de daha ilginç bir kitap olduğunu fark ettim. John Verdon'un yazdığı ama ilginç olmadığı tek bir kelime yok sanırım.

Dave Gurney, Mark Mellery (Aklından Bir Sayı Tut kitabındaki arkadaşı) ve birkaç kişinin cinayetiyle sonuçlanan olayı açıklığa kavuşturduktan sonra yine o garip boşluğa düşmüştür ve karısı ile arasındaki gerilim de gözden kaçmayacak gibidir.

İlk kitapta tanıştığımız Jack Hardwick, açıkçası ben bu karakteri çok seviyorum çünkü Dave her ne kadar sakin bir yapıya sahip olsa da Jack bunun tam tersi. Asla ters düşmek istemeyeceğiniz bir dedektif polis ve aynı zamanda hal ve hareketlerinde umursamazlık ve serserilik de var.

Dave istemese de ikisi bir araya geldiklerinde mükemmel bir ekip oluyorlar. Jack onu arayıp bir olaydan bahsediyor ve Dave'e bununla ilgilenmesini söylüyor. Olay dört ay önce gerçekleştirilen bir kesik başlı gelin cinayeti ve Dave neden bu olaya dâhil olmasını istediğini soruyor ona.

Olayı devralan polislerin işini yeterince yapmadığını, öldürülen gelinin annesinin olayın açıklığa kavuşturulmasını istediğini ve Süper Polis lakaplı muhteşem dedektifin bu işi çözeceğini, ve Dave'in bunu kesinlikle yapacağını bildiğini söylüyor Jack.

Dave başta kabul etmek istemiyor, ancak karşı koyamayarak olayın içine çekiliyor. Kitap çok ilginç bir cinayeti anlatıyor: Düğün günü kalabalık bir davetin olduğu bahçede öldürülen gelin. Kimse katili görmüyor ama kimin yaptığı biliniyor. Ancak katilin arkada bıraktığı 'bulunma' izleri, Dave'in aklında bir karmaşa yaratıyor ve çok zeki bir katille karşı karşıya kaldığını anlıyor.

Ve olayın içine girdikçe, bulduğu yeni ipuçları, akıl karıştırıcı bulmacalar ve çözümü oldukça ortada olmasına rağmen sanki hiç çözümü yokmuş gibi görünen bir sürü sorun karşısında Dave katile bir adım daha yaklaşıyor.

Ve tabiki kitap sadece kesik başlı bir gelini konu etmekle kalmıyor, Dave'in de araştırarak bulduğu büyük bir yeraltı dünyasını keşfe çıkarıyor. Kadın pazarlığı ve daha fazla başı kesik kadın buldukça katili bulma ve onu durdurma isteği her geçen gün artıyor.

Kitabı bitirdiğim zaman yüzümde yine o inanılmaz gülümseme belirmişti. Hemen bir sonrakine başlamalıyım diye düşünmüş ve aynen de öyle yapmıştım.

Müthiş bir kovalamaca ve aslında kitap boyunca da müthiş bir bulmaca çözüyormuş gibi hissediyorsunuz. Dave ile birlikte sorulara cevap arıyor, bazen sinirleniyor bazen şaşırıyor ve bazen hayret ediyorsunuz. Enfes!

Gözlerini Sımsıkı Kapat Kitabından Alıntılar

  • Yanlış sorular sorarsan yanlış cevaplar alırsın.
  • Eğer gerçekler birbiriyle çelişiyorsa, bu bazılarının gerçek olmadığını gösterir.
  • Önce güven temin edin, böylece gerçeğe ulaşmak için şansınız olacaktır.
  • Delilik dediğimiz şey, her zaman kişilerin amaçlarına ulaşmasına engel olan kavram değildir.
  • Hiç kimsenin kendi akıl sağlığıyla ilgili güvenilir bir yorum yapma şansı yoktur.
  • Beklentiler öfke doğurmaktan başka işe yaramayan şeyler.
  • Stres korkunç bir şeydir. Stres altındaki insanların ne zaman ne yapacağı bilinmez.
  • Kendi keşfettiğine inandığı şeylere çok daha sıkı sarılır insan.
  • Siyah ve beyaz kurallara göre işleyen bir beyin, doğası gereği uzlaşmaya karşı çıkar.
  • Birbirimize hikâyeler anlatıyoruz. Gerçek kanıtlarıysa kaçırıyoruz. Sorun bu. Zihnimiz böyle işliyor. Hikâyelere çok düşkünüz. Onlara inanma ihtiyacı taşıyoruz. Ve ne oluyor biliyor musun? Bu inanma ihtiyacı seni bataklığa sürüklüyor.
  • Bir sosyopat asla kendisiyle, kendi ihtiyaçlarıyla bir başkasınınkini karıştırmaz, bu yüzden de başkalarının rahatına, mutluluğuna, huzuruna zerre kadar aldırmazdı.
  • Hayat kısa. Hepsi bu. Bu üzerine düşünülmesi gereken bir şey.
  • Bir şeyi kaybetmenin verdiği acıya bakarak onun bizim için ne derece değerli olduğunu anlarız.

Şeytanı Uyandırma Kitap Yorumu

Gelelim Dave Gurney serimizin üçüncü kitabına. Bu kitap ilk iki kitaba nazaran bana göre biraz sönük kaldı. En azından başlarda... Fakat ortalarına doğru olaylar şekil almaya başlayınca devamını da merakla bekler haline geldim.

Kitaba bu sefer Dave'in ilk eşinden olan oğlu Kyle da katıldı.

Kitap Dave'ten yıllar önce bir gazetedeki makalede, 'Süper Polis' diye bahseden gazeteci kadının, Dave'i bulmasıyla başlıyor. Kızına bir projede yardım etmesini istediğini söylüyor ve Dave projeye dâhil olunca uyuyan bir şeytanı uyandırmış oluyor. Geçmişte işlenmiş altı cinayetin nasıl oluştuğunu, neyin buna sebep olduğunu araştırmaya başladıkça etraflarındaki tehlike artıyor. Bu sefer Dave tehdit altında sayılıyor, çünkü katil yıllar önce yaşanmış cinayetlerin sebebini ve sorumlusunu ortaya çıkarmaya kararlı Dave'e açıkça bir mesaj vermek istiyor. Ve bunu yeni cinayetlerle gerçekleştiriyor.

Kitap ortalarına doğru gerçekten heyecanlı, aksiyonlu bir hal almaya başladı ve baştaki durgunluğu sona erdirdi. Aslında baştaki durgunluk olayı tamamen anlamamız için yazılmış bir kısımdı, o yüzden şikâyet ediyorum sayılmaz.

Dave'in katili bulmak için oynadığı oyunlar ve kurduğu tuzakları okurken tüylerimin diken diken olduğunu dün gibi hatırlıyorum. Kitapları genelde akşam uyumadan önce okuduğum için, Şeytanı Uyandırma'nın son sayfalarını okurken kalkıp ışığı açtığımı hatırlıyorum. Ürpermiştim.

John Verdon'un böyle bir etkisi var işte. Okuduğunuz kitabı benimsiyor ve her türlü detayı aklınızda tutuyorsunuz.

Katil yine hiç tahmin edilmeyecek birisiydi ama ben kitabın içindeki her karaktere 'kesin katil bu' dediğim için, tahmin edebilmiş sayıyorum kendimi. Mutlaka okumanız gereken bir John Verdon kitabı daha.

Şeytanı Uyandırma Kitabından Alıntılar

  • Gösterişin pahalı, yaşamınsa ucuz olduğu bir dünyadayız.
  • Zihninin yükünü azaltmanın yegâne yolu düşüncelerini kâğıda dökmekten geçiyordu.
  • Senin sorunun hafızanda değil. Değer verme sorunun var senin.
  • Ben bir insanım ve hatalar da insan içindir.
  • Gerçek kişilik davranışlara bakılarak anlaşılır.
  • Bazen acının derinliği bize kaybımızın ne kadar büyük olduğunu gösterir.
  • Yaşamın karmaşıklığına karşın gerçek hep basitti.
  • Bazen yatağa kafamda sorularla girerim. Uyandığımda tüm yanıtlar kafamda belirmiş olur.
  • Şans sevdiği bir kavram değildi. Şans, onun nazarında, aptalların kabiliyet yerine koydukları bir şeydi.
  • Elbette biri için önemli olan bir şey bir başkası için hiçbir şey ifade etmeyebilir.
  • Annem kaya gibiydi. Sağlam. Volkan gibi. Adeta doğal bir afet. Tekrar etmeme izin verin. Doğal bir afet. Bunun bir klişe olduğunun farkındayım ama yine de hoş bir ifade. Onun kaybıyla yer çekimi kanunu yok oldu sanki. Yer çekimi kanunu yok oldu! Yerçekimsiz bir dünya. Hiçbir şeyi bir arada tutamayan bir dünya.
  • İnsan zihnini asla küçümseme. Zihindeki bir yılan çalıların arasındaki iki gerçek yılandan daha korkutucu olabilir.
  • Bazen bir şeyin ne zaman meydana geldiğini daha yakından incelemek o olayın neden meydana geldiğini anlamaya imkân sağlayabilir.

Peter Pan Ölmeli Kitap Yorumu

Serideki belki de en ilginç, en aksiyonlu kitap Peter Pan Ölmeli kitabıydı diyebilirim. Çok ama çok zeki bir katilin etrafında dönen olayları okurken, etkilenmeden edemedim. Dave Gurney her ne kadar kendisini emekli olarak görmeye çalışsa da yine de olayların içerisine çekilmeden edemiyor. Bu konuda eşiyle sık sık tartışmalar yaşasa da, yine de kendisini olayların içinde tehlikeyle karşı karşıya kalmış halde buluyor. Zeki bir katille kovalamaca oynamak onu cezbediyor adeta desem yalan olmaz.

Yazarın Peter Pan Ölmeli kitabında, Dave Gurney emekli olmuş bir NYPD (New York Polis Departmanı) polis dedektifidir ancak emekli olmasına rağmen sürekli işleyen zihni yeni kırsal yaşam alanına uyum sağlamakta zorlanıyordur. Karmaşık olaylara olan açlığı adamın genel hayatını etkiliyor. Karısı ile birlikte taşındıkları yeni evin bulunduğu doğal ortam onu tatmin etmiyordur. Bu yüzden kitap karakterimiz, ara sıra onun önüne gelen müthiş cinayet vakalarını çözerek olayı sonuca kavuşturuyor, böylelikle de hiç durmayan zihnini sakinleştirmiş oluyor.

Peter Pan Ölmeli kitabında ise yazar bu sefer gerçekten de çıtayı daha da artırmış.

Mezarlıkta işlenen bir cinayetin gizemi, Dave'i kendine çekiyor. Ama ona bu vakayı getiren arkadaşı Jack'e, karısından çekinerek vakayı kabul etmek istemese de, arkadaşına olan borcu yüzünden vakayı incelemeyi kabul ediyor ve yine o süper zekâsı ile olayı aydınlığa kavuşturuyor.

Kitapta iki nüfuzlu kardeşin etrafında dönen olaylar konu ediliyor. Birbirleri ile konuşmayan iki kardeş, annelerinin ölümünün ardından cenaze töreninde bir araya geliyor ve kardeşlerden birisi, mezarlıktan oldukça uzak bir binanın penceresinden silahla vurularak öldürülüyor.

Cinayeti kim, neden işledi bilinmiyor ancak Dave olayları araştırmaya başladıkça inanılmaz şeylerle karşılaşıyor. Kendi hayatını da tehlikeye atma pahasına katilin peşini asla bırakmıyor. Adamların gözlerine çiviler çakan, toplu katliamlar yapan ve asla acıması olmayan bu katili nasıl yakalıyor dersiniz?

Hikâye müthişti. Adamın insanın zekâsına hizmet eden bir kalemi var.

Peter Pan Ölmeli Kitabından Alıntılar

  • Ya onun noktalar dediği şeyler rastgele izole edilmiş olaylarsa? Böyle zamanda, dünya üzerinde belirli bir enlemde herkesin gökyüzünde aynı yıldızları gördüğünü düşünür, rahatsız olurdu. Ama iki kültür hiçbir zaman aynı takımyıldızı görmezdi. O bu fenomeni tekrar tekrar görmüştü. Gördüğümüz örnekler, inanmak istediğimiz hikâyeler tarafından oluşturulurdu.
  • O uzun zaman önce bir büyük sezgi-karşıtı tanıma prensibini kabul etmişti: insanlar gördüklerini gördükleri için öyle düşünmezler. Gördüğümüzü görürüz; çünkü düşündüğümüzü düşünürüz, önyargılar optik bilginin üzerine çıkabilir, hatta aslında orada olmayan şeyleri görmemizi sağlarlar.
  • İnsanı sinirlendiren bir bulmaca da çoğu zaman buna benzerdi. Onu bir süre düşünmez, boş bırakırsanız, birden aklınıza geliverirdi. İnsanın uzun zaman hatırlamaya çalıştığı bir isim ya da sözcük, kızıp boş verdiğiniz anda birden aklınıza geliverirdi.
  • Kötülük usturasının sapı ağzından daha derin keser.
  • Çok önemli bir aksiyon her zaman kısmi delillere dayanırdı. Nişangâhındaki geyiğin gerçekten geyik olduğu konusunda bir zoologdan yeminli beyan isteyen bir avcı, sonunda açlıktan ölecekti. Ormanda yaşayan bir adam, kaçmadan önce kaplanın üzerindeki çizgileri saymaya kalkarsa, parçalanıp ölürdü. Kesinliği zorlayan genlerde, bir sonraki kuşağa geçme eğilimi yoktu.
  • Şu anda bile görür gibiyim. Sen hiç kar üzerine düşen kan damlası gördün mü?
  • Bu şekilde felç olmak, hissiz, hareketsiz bir bedene sıkışıp kalmak, göz bile kırpamamak, öksürememek, kendi tükürüğünde boğulmamak için bile makineye ihtiyaç duymak... Tanrım. Kendi bedenini mezar olarak kullanıp diri diri gömülmekti bu.
  • İnsanın kendini bilmesi, kişilik değiştirme gücü vermiyordu ona.
  • İnsanlar kendi kusurlarından ziyade başkalarının hatalarını bulmaktan zevk alırdı.
  • İnsan iyiyi, güzeli amaç edinirse onu kötülükten bile sağlayabilir.
  • Sanki kafası çok doluydu ve yeni bir şeyler öğrendiği zaman, bir şeyleri de unutuyordu.
  • Suç, bir gerçek olarak, yanlış bir şey yapmanın kişisel sorumluluğu olacaktır. Duygu olarak suçluluk, insanın yapmaması gereken bir şeyi yaptığı zaman hissettiği rahatsızlıktır.

Kurt Gölü Kitap Yorumu

Dave Gurney serisinin beşinci ve sanırım en tüyler ürperten kitabı olan Kurt Gölü, okurken nefesimi tuttuğum kitaplar arasındaydı. Çünkü bu kitap ilk dört kitaptan farklı bir şekilde yazılmıştı. Daha fazla gerilim, daha fazla heyecan içeriyordu ve her sayfasını merakla çevirdiğiniz bir kurguya sahipti.

Kitap, dört kişinin Kurt Gölü olarak bilinen bir yerde yaşayan psikologla görüştükten sonra bilekleri kesilmiş, yanlarında kurt hançeri konulmuş halde bulunmasını konu alıyor. Bu kurbanlar intihar mı etmiş yoksa onlara intihar süsü mü verilmiş? Aslında bir cinayet mi yoksa basit bir intihar mı?

Tabii ki konuyu çözmesi için Dave işe dâhil oluyor ve karısı ile birlikte Kurt Gölü olarak bilinen yere gelip bir otelde oda tutuyorlar. Dave de bu sırada olayı araştırmak için psikologla ile görüşmeler yapıyor.

Otelin kalabalık olması beklenirken otelde yalnızca birkaç kişinin kalıyor olması ürpertici. Soğuk hava şartları yüzünden kimsenin otele gelmeyişi neyse ki mantıklı bir sebep gibi görünüyor.

Dave olayı aydınlığa çıkarmaya çalıştıkça, tabii ki bunu arkadaşı Jack ile birlikte yapıyor, katil onu olaylardan uzak tutmak için her şeyi yapıyor. Öncelikle Dave'in karısının geçmişte yaşadığı trajik bir olayın üzerine giderek kadının akıl sağlığıyla oynayarak birkaç numara yapıyor ancak Dave bunu da kolaylıkla çözebiliyor.

Gerçekten nefes kesen bir kitaptı. Gölün gizemi, havada uçan o garip görünümlü kuşlar, birden ortaya çıkan ve Kurt Gölü'nün kötülüğü ile ilgili onları uyaran adam, odalara yerleştirilen dinleme cihazları Dave'in ve karısının hayatını tehlikeye atan bir sürü olayı da beraberinde getiriyor.

Katilin kim olabileceğini tahmin etmiştim ancak katilin bunu tek başına yapmadığını anlamak benim için biraz güç oldu. Kitabı okurken garip bir şekilde olayı hem anlıyor ama aslında aynı zamanda anlamıyorsunuz da. Bunun yazardan kaynaklandığını zannediyorum. Kendince açığa kavuşmuş şeyleri yazarken rahat olabilir ama okuyucu yazarın zihnindeki görüntüyü objektif bir şekilde göremez.

Ben de bir yazar olduğum için bunu biliyorum. Bazen bir olayı açıklığa kavuşturma şeklimiz, okuyucunun onu nasıl göreceğiyle çelişkiye düşebiliyor. Yazarken vermek istediğimiz mesaj ya da tamamlamadığımız eksik parçalar, okuyucunun gözünde birer bulmacaya ve anlamsız birkaç kelime dizini haline dönüşebiliyor. Ve bu da bir sorun, çünkü anlatmak istediğinizi anlatamadığınız zaman ek olarak bir açıklama ihtiyacı doğuyor.

Kitabı okurken, hem kendi gözünüzden hem de yazarın gözünden okumakta fayda var. Olayların bağlantısı, varacağı nihai sonuç ve çözümün bu denli karmaşık olmasının nedenini bir tek yazar biliyor ancak bize verdiği kelimelerin anlamları arasında bunu bulmak bize düşüyor. Enfes bir kitap daha!

Kurt Gölü Kitabından Alıntılar

  • Artık sayımız o kadar azaldı ki neredeyse soyumuz tükenecek. Kendi ağacında yaşayan nadir bir kuş gibi.
  • Ben de işte sırf bu yüzden bu dünyada olduğumu düşünüyorum. Kendisininkilerden başka herkesin sorunlarını çözebilen adamın sorunlarını çözmek için.
  • Aynı şeyi hep söyleyip durursan bir süre sonra sana da gerçekmiş gibi gelecektir.
  • Tanrı, dağı yerinden oynatacaktır ama sen de küreğinle gelmelisin.
  • Kendisinden yardım isteyenlere büyük bir başarıyla yardım eden bu adam, konu kendisi olunca çaresiz kalıyor.
  • Herkesin iyi olduğu bir alan var. Dünyanın kanunu bu.
  • Her şey birbiriyle ilişkili değil midir? Birinin ayrılma sebebi bir başkasının kalma sebebi olur.
  • Çoğu kez içimizdeki çalılıklara takıldığımızdan ilerleyemez hale geliriz.
  • Bir hedefe ulaşmak için dış engellerden ziyade iç engelleri, gereksiz düşünceleri, duygusal itirazları aşmak lazım.
  • Hedefe yoğunlaşmak amaçtır. Ama konsantre olmaya çalışmak kesinlikle yanlış bir tutumdur. Bu tıpkı ayak bileklerinizden tutularak yukarı kaldırılmaya ya da mutluluğu kovalamaya çalışmanıza benzer. Netice de mutluluğa onu kovalayarak ulaşamazsınız.
  • Belki de bildiklerinin ne kadarını söylemen gerektiğini değil de ne kadar azını söylesem daha iyi olur konusuna odaklansan daha iyi olur.
  • Ben her şeyin bir nedeni olduğuna inanırım.

Fırtınada Yanacaksın Kitap Yorumu

Altıncı kitap yine John Verdon'un keskin zekâsını konuşturduğu bir kitap olmuş ama yazarlar böyledir zaten. Bir yazar olarak ben de okuyucuyu sarsmayı, beklenmedik şekilde bir şeyler yazmayı, kurguyu çok başka boyutlara sürükleyerek gelen tepkileri izlemeyi çok seviyorum.

Bu oynanan oyunun yöneticisi olmanız gibi bir şey. Bütün ipler sizin elinizde ve tamamen sizin kurallarınız geçerli. Okuyucular oyuna girdiğinde ise onların karşısına inanılmaz leveller çıkarmak, heyecanlarına, hayal kırıklıklarına şahit olmak müthiş bir duygu.

John Verdon da kendisinden beklendiği gibi heyecanı ve beklentiyi yüksek tutuyor ve biz okuyucular onun oyununa girdiğimizde nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Kitabın son sayfasına dek!

Bu sefer Dave, arkadaşı Jack Hardwick'in teşvikiyle değil, daha önce birkaç cinayet olayında birlikte çalıştığı savcının yardımıyla olaya dâhil oluyor. Savcı Kleine ondan soruşturmasını yaptıkları olaylarla ilgili danışmanlık yapmasını istiyor.

Siyahiler ile polis arasında çıkan gerilimlerde, öldürülen bir polis ve onun telefonuna gelen kimliği belirsiz kişinin göndermiş olduğu bir mesajdan başka ipucu yok. Toplumsal bir sorun haline gelen siyahilerin özgür yaşam hakkını kısıtladığı düşünülen polisler ve haklarını savunmak için her şeyi yapabilecek olan siyahilerin arasındaki bu gerilim beraberinde başka cinayetleri de getiriyor.

Park alanında bulunan çıplak iki adamın ayağının altına vurulan ve üç harften oluşan damganın gizemi, polislerin ve olayın başında olan bölge emniyet sorumlusu olan Dell Becket'in şüphelendirici tavırları Dave'i çözmesi güç olan bir olayın içinde bırakıyor.

Bu kitapta şaşırdığım nokta, son ana kadar Dave'in hala ama hala katilin kim olduğu konusunda bir noktaya varamadığıydı. İlk beş kitapta az da olsa şüphesi vardı ancak bu kitapta katil bütün olayı öyle güzel organize etmişti ki onu Dave bile yakalayamadı.

Katili ele veren ise çok ama çok küçük bir detaydı. Dave zeki bir adam olduğu için o detayı zihninde doğru yerlere yerleştirdi ve katilin kimliğini açığa çıkarıp onu anında köşeye sıkıştırdı. Sonrasında ise olay çözülmüştü.

Kitabın bitmesini hiç istemedim.

Bütün bu seriyi okuyanlar bilirler, kitaplarda zaman zaman Dave'in daha önce karıştığı ilginç cinayet vakalarından bahseder, onları bütün okuyucular merak ediyor.

Jack Hardwick ile olan tanışmaları da çok ilginç.

İkisi de bir katilin öldürdüğü ve kurbanın bedenini iki parçaya bölüp eyaletlerin farklı noktasına bıraktığı olayda kurbanın bir parçasını Dave, diğer parçasını da Jack buluyor. O günden beri de birbirlerini tanıyorlar ve ilginç bir şekilde ortak bir şekilde çözmedikleri iş kalmıyor. Bu kitapta da Jack'i okuma şansımız oldu. Şahsen ben o karakteri çok seviyorum. Dave'in sakin ve soğukkanlı görünüşünü, serseri tavırlarıyla tamamlıyor. Çok zeki, çok mantıklı bir adam ve Dave'in keskin zekâsına da hayran.

Bunu alaylı bir cümleyle söylüyor olsa da, hepimiz onun Dave kadar mükemmel bir dedektif olmadığını düşündüğünü biliyoruz. İşte bu yüzden de başına gelen herhangi bir cinayet vakasını, çözmesi için Dave'in önüne bırakıyor. Çünkü ne olursa olsun Dave'in gerçeği ortaya çıkaracağını biliyor.

Ki Dave Gurney de hakkıyla bunu yapıyor. Okuyunca bana hak vereceksiniz!

Fırtınada Yanacaksın Kitabından Alıntılar

  • Bence karmaşık olan durumlara kuşkuyla yaklaşmak son derece gerçekçi bir tutumdur.
  • Irkçılık, her iki tarafı keskin bir bıçaktır. Onu kullanana da en az kurbana verdiği kadar zarar verir.
  • Acı, yaşamın bir parçası. Acıdan kaçamayız. Ama onun bizi yanlış şeyler yapmaya yönlendirmesine de müsaade edemeyiz.
  • Soruyu yanlış sorarsan doğru yanıta asla ulaşamazsın.
  • Dürüstlük her zaman daha önemli bir şeylere ulaşmanın yoludur.
  • Eğer şüphe zekânın işareti olsaydı, bende paçalarımdan akacak kadar olurdu.
  • Bir başkasının acısı karşısında irkilmek, empati duygusunun varlığını ortaya koyar. Bu da en değerli insani niteliklerden biridir.
  • Her şeyin anlaşılması, ortaya çıkartılması, didik didik edilip değerlendirilmesi şart değildir. Bazı şeyler, saygı gösterilip, huzur içinde kalmaları gereken yerde bırakılmalıdır.
  • Çok çabuk emin olduğum zamanlarda hata yaptığım çok olmuştur. Çünkü böyle bir durumda insan tüm yanıtları bildiğini düşünerek soru sormaktan vazgeçer.
  • İnsanlar hayvanları sanki oyuncaklarmış gibi alıyor, oyuncak gibi olmadıklarını fark edince de sokağa atıyorlar. Her gün kaç tane kedinin, köpeğin, tavşanın sokağa atıldığını biliyor musunuz? Çöp gibi. Binlerce. Kimse o küçük canlıların ruhlarındaki acıyı önemsemiyor.
  • Saygı dediğimiz şey, adına pazarlık yapılacak bir şey değildir, her insanın diğerine sunduğu bir hediyedir... İyiliğin, güzelliğin bir başka ifadesidir saygı.
  • Bazıları kendilerini en çok etkileyen şeyler hakkında hiç konuşmamayı tercih eder.

Tepenin Laneti Kitap Yorumu

Dave Gurney serisinin 7. kitabı olan Tepenin Laneti, Nisan 2021'de okuyucuları ile buluştu ve ne yazık ki serinin son kitabı. Yazar yeni bir kitap çıkarana kadar beklemek zorundayız. Polisiye romanlarda öncü isimlerden birisi haline gelen John Verdon, onu merakla bekleyen okuyucuları için yine heyecan dolu bir gerilim yaratmış. Hiç bitmesini istemeyerek günde üç cümle okudum desem biraz abartmış olurum ama gerçekten de hiç bitmesini istemedim.

Ortada her zamanki gibi çözümü karmaşık görünen bir olay var. Dave, eskiden ortağı olan arkadaşının, kendisine ulaşıp bu olayın çözümünde ona yardım etmesini isteyince, olaya dâhil oluyor. Dave ise olayın detaylarına indikçe karmakarışık bir labirente hapsolan zihnini, bütün bunlardan arındırmak niyetinde.

Larchfield’ın en nüfuzlu adamı olan Angus Russell, Harrow Hill’deki evinde boğazı kesilerek öldürülmüş bir halde bulunuyor. Olay yerinde bulunan DNA ve parmak izlerinden yola çıkarak katilin, kurbanla husumeti olan Billy Tate'e ait olduğu öğreniliyor. Fakat ortada çok büyük bir yanlış anlaşılma olmalı, çünkü Billy Tate olaydan bir gün önce, kilisenin çatısından aşağıya düşerek ölüyor. Peki ölmüş bir insan, nasıl oluyor da Angus Russell'i öldürüyor?

Bütün gözler Tate'in cesedinin tutulduğu morga dönüyor. Polis morgu incelemek istediğinde büyük bir şok yaşıyor çünkü Tate'in tabutu içeriden parçalanmış ve Tate'in bedeni tabutun içinde yok. Bütün bulgular, cesedin yeniden hayata döndüğünü ve morgdan kaçıp gittiğini gösteriyor. Üstelik kasabada Tate'in dolandığını görenler de var! Bu nasıl oluyor? Kasabaya bir hayalet mi dadandı, ölümden dönüş gerçekten de var mı?

Ne kadar esrarengiz olursa olsun, Dave'in olayı çözmemek gibi bir seçeneği yok. Beynini kemiren olasılıklar, ifadeler, bulunan cesetler, yeniden diriliş adına dolaşan söylentilerin içinde bu deneyimli emekli dedektif, katili yakalamayı başarıyor.

John Verdon okuyucuyu sayfalara kitlemeyi bir kez daha başarmış. Okurken hiç bitmesini istemediğiniz heyecan dolu bir serüvene çıkıyor ve ihtimalleri şaşırarak okuyorsunuz. Polisiye severlerin, gizemli olaylara merak duyanların mutlaka okuması gereken bir isim John Verdon. Daha önce de söylediğim gibi, adamın topluma hizmet eden bir zekâsı var. Enfes ötesi bir kitaptı! Ne yazık ki bir yenisi için beklemek zorundayız.

Tepenin Laneti Kitabından Alıntılar

  • Mükemmellik hedef değil yöndür. Mükemmeliyetçilikse bir zaaftır, erdem değil.
  • Sen elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir insansın.
  • Başta hiçbir anlam ifade etmeyen hususlar, genellikle sonda bize en çok şeyi anlatan veriler halini alır.
  • Hayat yanıt veremediğimiz sorularla doludur.
  • Söylenti denilen şey aslında bir çeşit toplumsal zehirdir.
  • Bugünkü eylemleriniz yarınki yaşamınızın nasıl olacağını belirler.
  • Önce dinlemeyi öğren sonra da öğrenmek için dinle.
  • Hepimiz, geçmişin yansımalarıyla boğuşuruz.
  • Gelişiyorum, öğreniyorum, koşturuyorum. Ucu ucuna da olsa her şeye yetişmeye çalışıyorum.
  • Olayı çözen düşüncelerdir. Kendine saklamaktansa paylaşmak iyidir.
  • Medya yalanlarla, sahte tanrılarla dolu. Medya şeytanın utanma nedir bilmeyen sesine dönüşmüş, onun kölesi olmuş durumda.
  • Mutluluğu mantık çerçevesinde kalarak yakalamanın mümkün olmadığını öğrenmişti. Mutluluk bir armağandı. Birden, beklenmedik anda gelirdi.
  • İnsan doğasındaki en ölümcül kusur, yetersiz delillerin şekillendirdiği sarsılmaz fikirlere sımsıkı sarılma kabiliyetidir.
  • Zarafet düzensizliği kovar.
  • Beynin en önemli gücü olan ani bağlantılar yaratabilme yeteneği aynı zamanda en büyük zayıflığı da olabilir.
  • O, aklın, gerçeğin sözünü söylerdi hep. Oysa insanlar gerçekleri sevmez.
  • Bir kriz iletişim stratejisi geliştirmek için üç önemli husus vardır. Sadelik, işi yönetme kabiliyetine sahip olunduğunun gösterilmesi ve şeffaflık görünümü yaratılması.
  • Hayat zor. Bazıları bu zorluklarla başa çıkar. Bazıları çıkamaz.

Bu yazımda, John Verdon serisi sırası ile hepsini okumuş ve sevmiş birisi olarak sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim John Verdon, Dave Gurney serisinden bahsettim. Siz polisiye severlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir seri. Gereksiz uzatmalar yok, çok fazla aksiyon ve tehlike var! Ayrıca çok iyi kurgulanmış kitaplar. Eğer John Verdon kitap yorumları için araştırma yapıyor ve merak ediyor iseniz, bütün kitaplarını tek bir yazıda listelemek istedim. Kitapların seri sıralamasını da göz önüne alarak, seriye hemen bugün başlamayı düşünebilirsiniz. Keyifli okumalar diliyorum!

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu